İçeriğe geç

Küret ne için kullanılır ?

Kayseri’nin Soğuk Sabahında Başlayan Hikâye

Kayseri’de kışın sabahları bambaşkadır. Camın kenarına yaslanmış buğulu bir bardak gibi durur şehir; dışarıdan bakınca sert, içine girince sessiz ve derindir. Ben 25 yaşındayım. Günlük tutmayı çocukluğumdan beri bırakmadım. Bazen kelimeler yetmiyor gibi hissederim ama yine de yazmaya devam ederim. Çünkü yazmazsam içimde kalan şeyler ağırlaşıyor.

O sabah hastaneye gitmem gerekiyordu. Küçük bir işlem için randevu almıştım ama içimde büyüttüğüm korku, konunun basitliğini çoktan unutturmuştu bana. Koridorda beklerken insanların yüzlerine bakıyordum. Herkesin bir hikâyesi vardı ama kimse anlatmıyordu. Sessizlik bile burada başka bir dil konuşuyordu.

Yanımda oturan yaşlı bir adam, elindeki dosyayı sürekli açıp kapatıyordu. Belki de o da benim gibi içinden “geçecek mi?” diye soruyordu. Ben ise sadece defterimi açmıştım. Yazıyordum: “Bugün içimde garip bir sıkışma var. Sanki bir şeyler kazınacak benden.”

O an “küret” kelimesini ilk kez net biçimde duydum.

Küret Ne İçin Kullanılır?

Doktorun odasına girdiğimde ortam düşündüğümden daha sakindi. Soğuk metal sesleri, steril bir düzen ve beyaz ışığın altında duran küçük aletler… Hepsi bana yabancıydı ama bir yandan da fazlasıyla gerçekti.

Doktor, işlemi anlatırken kelimeleri yumuşatmaya çalışıyordu ama bazı kelimeler ne kadar yumuşatılırsa yumuşatılsın, insanın içinde yankılanmayı bırakmıyordu.

“Küret kullanacağız,” dedi.

O an kafamda tek bir soru döndü: Küret ne için kullanılır?

Cevap basitti aslında ama benim zihnimde büyüyordu. Küret; tıpta, özellikle vücuttaki istenmeyen dokuları temizlemek, kazımak ve ortamı düzenlemek için kullanılan ince, metal uçlu bir aletti. Diş hekimliğinde diş taşlarını temizlemek için, jinekolojik işlemlerde rahim içi dokuların temizlenmesinde ya da cerrahi alanlarda doku arındırmada kullanılabiliyordu.

Ama o an ben teknik tanımı değil, başka bir şeyi hissediyordum. “Temizlemek” kelimesi bile insana bazen ağır gelir.

Sanki hayatımın içinde de görünmeyen bazı şeyler kazınacakmış gibi hissettim.

Bekleme Anının İçindeki Düşünceler

Beklerken tavana baktım. O beyazlık bana sonsuz gibi geldi. İnsan böyle anlarda kendi içine daha çok düşüyor. Ben de düştüm.

Kayseri’nin sokaklarını düşündüm. Soğukta buhar çıkaran nefesleri, Erciyes’in uzaktan görünen sessizliği… Hepsi bir anda zihnime doldu. Sanki şehir bile benimle bekliyordu.

Küret kelimesi kafamın içinde dönüp duruyordu. Bir yandan korkuyordum, bir yandan da garip bir merak içindeydim. İnsan bilmediği şeyden korkar ama bazen bilmek de korkunun yerini almaz.

Defterime şunu yazdım:

“Bazı şeyler var ki, içimizde birikir. Konuşmazsak taş olur. Konuşursak dağılır. Ama bazen bir alet gerekir… kazımak için.”

O cümleyi yazarken elim titriyordu.

İçimde Kazınan Duygular

İsminin çağrılmasıyla içeri girdim. O an zaman biraz yavaşladı. Sandalyeye oturduğumda kalbimin sesini duyabiliyordum. Doktorun sakinliği bana güven vermeye çalışıyordu ama içimdeki boşluk başka bir şey söylüyordu.

“Korkuyor musun?” diye sormadı. Ama bakışları soruyu taşıyordu.

Ben de dürüst oldum.

“Evet,” dedim. “Biraz.”

O anda en çok kendime kızdım. Çünkü korkumu saklamam gerektiğini düşünmüştüm hep. Ama saklanan şeyler daha çok büyüyordu.

İşlem başladı. Küretin varlığı artık sadece bir kelime değildi. Soğuk bir temas, dikkatli bir hareket ve insan bedenine saygıyla yaklaşan bir müdahale haline gelmişti.

Ama ben en çok içimdeki duyguları hissediyordum.

Sanki yalnızca fiziksel bir işlem değil, ruhumun bir köşesi de temizleniyordu.

Kayseri’ye Dönüş Yolunda

İşlem bittiğinde dışarı çıktım. Hava hâlâ soğuktu ama bana daha hafif geliyordu. İnsan bazen acı çekmeden hafifleyemiyor.

Otobüse bindim. Camdan dışarı baktım. Kayseri’nin gri binaları, kış ışığında daha da solgun görünüyordu. Ama garip bir şekilde içimde bir açıklık vardı.

Küret ne için kullanılır sorusu artık sadece tıbbi bir bilgi değildi benim için. O kelime, içimde bir şeyleri temsil ediyordu: gereksiz olanı almak, fazlalığı temizlemek, insanı biraz daha kendine yaklaştırmak.

Defterimi açtım.

“Bugün bir şey kazındı benden,” diye yazdım. “Ama ne kaybettim, ne kazandım bilmiyorum. Sadece hafifledim.”

Günlük Sayfalarına Düşen İzler

Eve döndüğümde uzun süre sessiz kaldım. Evdeki sessizlik hastanedeki sessizlikten farklıydı. Burada ses yoktu ama düşünceler vardı.

Günlüğümü açtım ve uzun uzun yazmaya başladım.

Hayatımda ilk kez bir tıbbi alet bana bu kadar anlamlı gelmişti. Küret, sadece bir araç değilmiş gibi hissettim. Sanki insanın içindeki fazlalıkları, zamanla biriken kırgınlıkları, sessizce büyüyen korkuları temsil ediyordu.

Bazen insan kendi içinde bir temizlik yapamaz. Orada profesyonel bir dokunuş gerekir. Ama bu sadece bedenle ilgili değildir. Ruh da bazen temizlenmek ister.

Ben o gün bunu anladım.

Bir Kelimenin Bende Açtığı Kapı

Gece olduğunda Kayseri’nin ışıkları uzaktan parlıyordu. Erciyes’in karı ay ışığında solgun bir beyaz gibi görünüyordu.

Pencereden bakarken düşündüm.

İnsan kendini ne kadar tanırsa tanısın, bazı şeyler hep içinde kalır. Söylenmeyen cümleler, ertelenen kararlar, bastırılan duygular…

Küret ne için kullanılır diye sorduğumda öğrendiğim şey sadece tıbbi bir bilgi değildi. Aynı zamanda hayatın kendisine dair bir metafordu.

Bazen hayat, insanın içini kazır. Bazen insan kendi içini kazır. Ama her kazıma, biraz daha gerçek bir benliğe yaklaşmak demektir.

Defterime son bir cümle yazdım o gece:

“Bazı şeyler alınmadan iyileşmiyor. Bazı hafiflemeler, önce bir boşluk yaratıyor.”

Ve ilk kez o boşluktan korkmadım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.forumtutkunu.com https://netadam.com.tr https://aryaisitme.com.tr Sitemap
https://ilbet.online/vdcasino yeni girişgrandoperabet girişhttps://www.betexper.xyz/famecasino yeni giriş