Köpekler İtlaf Edilebilir Mi?
Tanıdığım En İyi Arkadaş
Köpeklerin sadakati, insanlarla olan bağları… Bunlar, yıllar boyunca hep kulaktan kulağa fısıldanan, hep anlatılan öykülerdi. Ama bir köpeği tam anlamıyla tanıyana kadar bu duyguların ne kadar derin olduğunu gerçekten anlamadım. Kayseri’nin biraz soğuk, ama bir o kadar da sakin bir mahallesinde yaşıyorum. Gözlerimdeki hayal kırıklığı, son günlerde bana garip bir şekilde karanlık gözüküyordu.
Bir akşamüstüydü; dışarıda kar taneleri usulca düşerken, kafamda bir soru dönüp duruyordu: “Köpekler itlaf edilebilir mi?”
Bir Gece Yarısı, Caddede
O anı hiç unutamam. Geceydi, bu Kayseri’nin en soğuk zamanlarından biri. Gecenin sessizliğini bozan tek şey, asfaltın üzerine düşen kar tanelerinin gıcırtısıydı. Sokağın köşesinde, ya da daha doğrusu bizim sokağımızın hemen bitiminde, terkedilmiş bir köpek vardı. İlk başta, ne olduğunu anlamadım. İleriye doğru yürürken, büyük bir dikkatle gözlerimi odakladım.
Köpek, dişlerini sıkarak ve bir o kadar da korkmuş bir şekilde, hemen karşımda duruyordu. Üstü kirliydi, gözleri korku doluydu. Ne yapacağını bilemez bir halde, bana doğru birkaç adım attı ve sonra durdu. O an bir şey hissettim, sanki köpek benimle konuşmak istiyordu ama bir türlü cesaret edemiyordu.
Çok geçmeden, köpeğin üzerine doğru yaklaşan bir arabayı fark ettim. Araba, hızla yaklaşıyordu. Gözlerim, sanki bir film sahnesi gibi bu korkunç anı daha yavaş görüyordu. Arabayı durduracak ya da köpeği uzaklaştıracak kadar cesur bir hareket yapacak gücüm yoktu. Gözlerim, hala köpeği izlemenin ve ona yardım etmenin yollarını arıyordu. Ama ne yazık ki… hiçbir şey yapamadım.
Köpek, son bir hamleyle arabanın altına saklandı. Ama araba çok hızlıydı ve o an sanki zamanı bir şekilde durdurmuş gibi hissettim. O an, sadece bir soru takıldı kafama: “Köpekler gerçekten itlaf edilebilir mi?”
İnsanlık, Köpekler ve Adalet
O gece düşündüm, günlerce düşündüm. Gerçekten de bu kadar korkunç bir şey yaşanabilir miydi? Bir canın yaşam hakkı bu kadar kolayca yok edilebilir miydi? Ya da bu dünya, bu kadar acımasız mıydı?
Köpekler, yeri geldiğinde bizlere dostluk gösteren, yeri geldiğinde yalnızlığımızı paylaşan, ama her zaman sadık kalan canlılardır. Onlar, tüm canlılar gibi yaşam hakkına sahiptir. Ama sokakta tek başına kalan bir köpeğin hayatını tehlikeye atmak, ona zarar vermek, sadece insanlığımızı sorgulamakla kalmaz, aynı zamanda derin bir vicdan muhasebesine de sürükler.
Bir canın hayatı, sokakta terk edilen, çaresiz bir şekilde yaşamaya çalışan bir köpek için bile sonlandırılamaz. Çünkü o köpek, bir zamanlar bir ailenin parçasıydı, belki de kaybolmuş bir çocuğun arkadaşıydı. Onun da umutları vardı. Bir gün evine dönebilmek, bir insanın şefkatini yeniden hissedebilmek gibi…
Umut
Ertesi gün, sokakta köpeği aradım. Yaşadığı yerin tam olarak neresi olduğunu bilmemekle birlikte, kalbimde bir his vardı. O gece gördüğüm köpek, hala kaybolmuş olabilir miydi? Ya da belki bir başka yaralı köpek, başka bir köşede yaşam mücadelesi veriyordu. Ama ne olursa olsun, ona yardım etmeye kararlıydım. Onları yalnız bırakmamalıydım.
O köpeğin sokaklarda kaybolmuş bir şekilde yaşaması, bana çok şey öğretti. İnsanlık, bazen acımasız olabiliyor. Ama aynı zamanda umut da her zaman var. Bazen tek ihtiyacımız olan şey, küçük bir iyilik, bir umut ışığı.
Bu yazıyı yazarken, hala aynı soruya geri dönüyorum: “Köpekler itlaf edilebilir mi?” Elbette, hayır! Hiçbir canlının yaşam hakkı yok sayılmamalıdır. Çünkü her köpek, her insan gibi değerli bir hayatı hak eder. Umut hep vardır, ama bazen bu umudu yaşatacak cesarete sahip olmamız gerekir.
Sonuç
Evet, belki bir köpeği kurtaramadım, ama bu yazıyı yazmak, belki de kaybolan bir canı yeniden hatırlatmak, ona sevgi ve değer katmak anlamına gelir. Kim bilir? Belki bu yazıyı okuyan bir kişi, sokağında terkedilmiş bir köpeğe yardım eder ve o köpek, yeniden bir yaşam bulur. Bu yazının anlamı, sadece bir köpeğin hayatını anlatmak değil; insan olmanın, vicdanlı olmanın, sevginin ve umudun ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak.